Fromm'a göre çoğu insan sevgiyi "sevilme" problemi (nasıl sevilirim, nasıl çekici olurum?) veya bir "nesne" problemi (doğru kişiyi bulma) olarak görür. Oysa yazar, sevginin bir ve yetenek olduğunu; müzik veya tıp gibi öğrenilmesi gereken teorik ve pratik aşamaları bulunduğunu belirtir. Sevginin Dört Temel Bileşeni
Fromm, sevgiyi tek bir duygu olarak görmez. Sevginin nesnesine göre farklı biçimleri vardır ve olgun bir insan tüm bu sevgi türlerini yaşayabilmelidir:
: Fromm warns that modern capitalism turns people and relationships into "marketable commodities," where individuals look for a "favorable exchange" rather than practicing the discipline of love. The Practice of Love Like any art (such as music or medicine), love requires discipline, concentration, and patience
Fromm, kitabın başında şu çarpıcı soruyu sorar: “İnsanlar, her şeyden önce sevilmek mi yoksa sevmek mi peşindedir?” Modern toplumda çoğu insan “nasıl sevilirim” sorusunun peşinde koşarken, “nasıl sevebilirim” sorusunu neredeyse tamamen ihmal eder. Oysa Fromm için asıl mesele, sevgi nesnesi bulmak değil; sevme yetisini geliştirmektir. erich fromm sevme sanati
Erich Fromm'un "Sevme Sanatı", okunduğu günden bu yana milyonlarca insanın sevgiye bakışını değiştiren bir klasik haline gelmiştir. Fromm, bu eseriyle sevginin yalnızca bir duygu olmadığını, aksine bir bilinç, bir karakter gücü ve bir eylem olduğunu kanıtlamıştır. Sevgi, bizi yalnızlığımızdan kurtaracak en büyük güçtür, ancak bu güce ulaşmak kolay değildir; cesaret, inanç ve sürekli bir çaba gerektirir. Fromm'un dediği gibi, Belki de sevgiyi bir sanat olarak görmek ve bu sanatı hayatımızın merkezine koymak, daha anlamlı, daha dolu ve daha insanca bir yaşamın ilk ve en önemli adımıdır. Bu yüzden "Sevme Sanatı", yalnızca okunması gereken değil, aynı zamanda yaşanması ve uygulanması gereken bir yaşam kılavuzu olarak her zaman güncelliğini koruyacaktır.
Fromm also explores the concept of "product" versus "process" in the context of love. He argues that our culture often views love as a product, a static state that can be achieved and then possessed. However, Fromm sees love as a process, a dynamic and continuous unfolding of emotions, thoughts, and actions.
Submitting to another person to escape aloneness. The masochist loses their integrity and lets the other partner control them. Sevginin nesnesine göre farklı biçimleri vardır ve olgun
Love is the active concern for the life and growth of that which we love. Where active care is lacking, there is no love.
Fromm, Freud'un psikanalizini Marksist toplum teorisi ve hümanist felsefeyle harmanlayarak olarak adlandırılan özgün bir yaklaşım geliştirdi. Ona göre insanın ruhsal sorunlarını anlamak için yalnızca bireyin iç dünyasına değil, içinde yaşadığı toplumun ekonomik, kültürel ve politik yapısına da bakmak gerekir. Fromm, Nazi Almanyası'nın yükselişiyle birlikte önce İsviçre'ye, ardından da ABD'ye göç etti ve hayatının büyük bir bölümünü orada geçirdi. Tüm bu zengin entelektüel birikimin bir ürünü olan "Sevme Sanatı", yalnızca bir psikoloji kitabı olmanın ötesinde, insanın varoluşsal yalnızlığına karşı en güçlü çareyi, yani sevgiyi felsefi bir derinlikle ele alır.
olduğunu savunur. Kitap, modern insanın yalnızlık ve yabancılaşma sorununa karşı sevginin nasıl bir "eylem" olarak hayata geçirilebileceğini inceler. Erich Fromm'un "Sevme Sanatı", okunduğu günden bu yana
Immature love follows the formula: "I love because I am loved" or "I love you because I need you." It often manifests in two ways:
Because love is an art, practicing it requires the same discipline, concentration, and patience as any other craft. Fromm outlines the general requirements for practicing love:
Çocuğun yaşamını ve büyümesini koşulsuz kabul etmektir. Karşılıksızdır. Ancak anne sevgisinin en zor kısmı, çocuk büyüdüğünde onu kendi kollarından ayırıp özgür bırakabilmektir.
Most people view love as a pleasant sensation that happens by chance. In his 1956 masterpiece The Art of Loving ( Sevme Sanatı ), psychoanalyst and social philosopher Erich Fromm radically challenges this assumption. Fromm argues that love is not a passive sentiment you fall into. Instead, love is a conscious art that requires knowledge, effort, and lifelong practice.
If we seek a partner because we cannot stand to be alone, we are using them as a crutch rather than loving them as a person.